Orucun Hikmetleri

Orucun Hikmetleri

Oruç tutmak, Allah-ü Teâlâ’nın sıfatıyla sıfatlanmaktır. Zira Allah-ü Teâlâ yemekten ve içmekten münezzehtir. Burhâneddîn Tirmizî talebelerine şöyle nasihat ederdi: "Eğer Allah-ü Teâlâ’ya tâatta bulunamazsanız, hiç olmazsa oruç tutun. Karnınızı aç tutmaya ve acı çekmeğe önem verin. Çünkü oruç tutmaktan daha iyi bir tâat yoktur. Peygamber ve velilerin kalplerinden hikmet pınarları, açlık ve oruç bereketi ile fışkırmıştır. Allah-ü Teâlâ’ya ulaştıracak oruçtan daha iyi bir binek yoktur. Oruç ehlinin dualarına karşılık verilir ve kabul edilir. Orucun Allah-ü Teâlâ katında büyük değer ve önemi vardır. Oruç, hikmet hazinelerinin anahtarıdır. Bir kimse bütün kulluk vazifelerini yerine getirse, fakat midesini doldursa hiç bir yere ulaşamaz. Orucu gereğince tutsa, başka kulluk vazifelerinde kusur olsa bile, yine bir yere erişir. Oruca yavaş yavaş alışmak gerekir ki, sıhhate ziyan gelmesin, insanı işten alıkoymasın. Harama ve helale dikkat etmeyen kimseler ibadetlerinden manevi haz alamazlar. Böyle kimselerin ibadetleri sadece şekilden ibarettir. Abdullah b. Ömer “Namaz kılmaktan yay gibi, oruç tutmaktan (zayıf düşüp) çöp gibi olsanız da haram ve şüpheli şeylerden kaçınmazsanız, Allah o ibadetleri kabul etmez.” derken, İbrahim b. Ethem de “Kemale erenler, ancak midelerine gireni kontrol etmekle kemale erebilmişlerdir.” diyerek aynı gerçeğe vurgu yapmıştır. Ramazan bilindiği üzere Sabır ayıdır ibadet ve bereket ayıdır. Sevap kapılarının sağanak sağanak açıldığı bu mübarek Ay’ı iyi değerlendirmek gerek. Sabır duygularımızın artığı bu ayda sigara içenler için bırakmaları adına inanılmaz bir fırsat da gelmiştir. Küskün kalplerin barışmaları adına yine gerek Ramazan gerekse sonrasında ki Şeker bayramı önemli bir fırsattır. Tok acın halinden anlamaz şeklinde bir deyim vardır. Oruçlu iken aç ve açıkta kalanlara kimsesizlere yumuşayan kalp ve vicdanları harekete geçirme zamanıdır. Büyüklerimize sahip çıkmanın önemini bilme ve onların dualarını alma zamanıdır. Çocuklarımızı gerekirse mütevazi ödüller ile Oruç, Kuran-ı Kerim ve namaza teşvik zamanıdır. Şeyh Sadi Şirazi k.s. anlatıyor: Bir gün henüz akil baliğ olmamış bir çocuk niyet edip oruç tutmaya başlar. Yüz türlü sıkıntı ile kuşluk vaktine kadar sabreder. Çocuğun annesi babası rahatça orucunu tutması için o gün çocuğu okula göndermez. Annesi şefkatle kucaklar öper, babası okşar. Çocuğa birtakım ödüller verip yüzüne karşı överler. Fakat öğle olunca açlık ve susuzluk çocuğun canına tak eder. Kendi kendine, “Akşama daha çok vakit var, bir iki lokma yesem annemle babamın nereden haberi olacak?” diye düşünür. Böylece anne babasına yaranmak için oruçluymuş gibi görünür ama gizlice orucunu bozar, bir şeyler yer. Şayet sen, Allah’ın seni gördüğünü bilip O’ndan korkmadıktan sonra namazı abdestsiz olarak kılsan kim nereden bilecek? Çocuk buluğ çağına girmediği için orucu anne babasına hoş görünmek için tutmuş olabilir. Ancak gösteriş için ibadet yapan yaşı olgun bir kimse bu çocuktan daha cahildir. Gösteriş için, dindar görünmek için kılınan namaz ve yapılan ibadet cehennem kapısının anahtarıdır. Günahlardan kaçınma ve günahlara karşı durabilme adına güç kazanma zamanıdır. Sofraları bimbir çeşit yemekler ile tıka basa değil, Ashap dönemini hatırlayarak mütevazi sofraları ikramlar ile paylaşma zamanıdır. Mübarek Ramazan Ay’ımız kutlu olsun.

Anahtar Kelimeler
Yorum Yaz