HER ŞEY ZAMANINDA GÜZELDİR

HER ŞEY ZAMANINDA GÜZELDİR

Hayatı gerçek manada irdelediğimiz zaman, hep geç kalınmışlıkların, pişmanlıkların, tüh, vahların seslerini, serzenişlerini duyar, şahit oluruz. Oysa ne kadar güzeldir kim bilir her şeyi vaktinde yaşamak. Vaktinde tatmak, vaktinde koklamak, taptaze bir elmayı dalından koparıp ısırmak, bir gülü dalındayken fark edip koklamak. Ne güzeldir bir insanı sağlıklıyken sevmek, aramak sormak, vakit geçirmek. Neden hayatı hep öteleriz ki, ya da duygularımızı neden hep erteler dururuz, sanki değil yarına, bir saat sonrasına garantimiz varmış gibi, habire belkilere, inşallah bir günlere savuştururuz? Halbuki ne güzeldir, insanın göz bebeklerine baka baka seni seviyorum diyebilmek, ne kadar güzeldir için titreyerek birine hal hatır sorabilmek, duyguları açık seçik ifade edebilmek, hem de kem, küm, etmeden, kim bilir ne kadar güzeldir, sizce de öyle değil mi? Ne dersiniz? Şimdi sizinle yine bir hikaye paylaşacağım. Bence bir kaç kez okuyun, o zaman eminim daha iyi anlayacaksınız bunu... Ve eminim. O zaman ertelemeyeceksiniz, duygularınızı, hovardaca harcamayacaksınız zamanı, giden asla gelmiyor, gelse de ne eski tat, nede heyecan asla olmuyor, siz siz olun ve... Sağlınızın, zamanınızın, duygularınızın kıymetini iyi bilip değerlendirin. Ve inadına sarılın hayata, sevdiklerinize, asla gitmesine, bitmesine imkan, fırsat vermeyin güzelliklerin, O zaman bir başka güzelleşecek hayat, başka atacak kalbiniz ve başka doğacak her sabah nazlı güneş inanın. Çok uzak bir adada yaşayan güzeller güzeli ahtapot ve çok yakışıklı bir akrep birbirlerine aşık olmuşlar. Fakat ikisi de birbirinden korkuyormuş. Ahtapot akrep den onu zehirli iğnesiyle sokar diye, akrep ise ahtapotun uzun kolları onu boğar diye? Fakat daha fazla dayanamayarak ikisi de birbirlerine kollarını uzatmışlar. Ahtapot "en kötü ihtimalle bir kolumu veririm, nasıl olsa yerine yenisi gelir" diye düşünmüş. Akrep ise "Onun için kendimi feda edebilirim" demiş. Birbirlerini çok seviyorlarmış. O kadar mutlularmış ki bütün hayvanlar çok kıskanıyormuş onları... Zamanla akrep den sıkılmaya başlamış ahtapot, aklında açık denizler varmış hep. Oralara gidip başka hayvanlarla tanışmanın hayalini kuruyormuş. Güzelliğini bu şekilde geçirmemek için Okyanuslara doğru yüzmeye başlamış. Terk edilen akrep günlerce sahilde onun dönmesini beklemiş. Ardından çok ağlamış fakat göz pınarları olmadığı için, hep içine akmış gözyaşları. Okyanusların en güzel sularında süzülen ahtapot yeni yerler gördükçe işte gerçek mutluluk diye düşünüyormuş içinden. Akrebi çoktan unutmuş. Derken birden bir balıkçı ağına dolanmış olarak bulmuş kendisini. Kurtulmaya çalıştıkça daha çok dolanıyormuş. Onu gemiye çekmişler. Balıkçılar ahtapotun kollarını kesip geri denize atmışlar. Kesilen kollarıysa içki masalarında meze olarak kullanılmak üzere bir restorana satılacakmış. Canı çok yanan ve ne yapacağını bilemeyen ahtapot eski aşkı akrebe dönmeye karar vermiş fakat kolları olmadığı için yüzemiyormuş artık. Terk edilen akrepse onsuz olmaktansa ölmeyi tercih etmiş ve zehirli iğnesiyle kendisini sokmuş. Diğer hayvanlardan yardım isteyen ahtapot akrebe ulaşmak üzereymiş Akrebin yanına vardığında ise akrebi ölmek üzereyken yakalamış. Akrep son nefesini verirken "evet işte ben bu güzellik için kendimi feda ettim" demiş içinden. Gerçek aşkının akrep olduğu anlamış ahtapot. Ama artık ne ahtapotun onu saracak kolları kalmış, ne de akrebin onu tekrar sevebilecek kalbi... Bunca yıl yaşadım Elime ne geçtiyse yitirdim Biraz daha yasayacağım Yalnız bir şey biriktirdim Bir bakış, bir görüş, bir duyu, bir düşünce Belki aç kalacağım Suçlanacağım ölünce Biraz yazdım, artık hep yazacağım Hüzünden baş alamadım Görünce. ÖZDEMİR ASAF Unutmayın; Her şey zamanında yaşandığında güzeldir... En içten sevgi ve saygılarımla, Her şey gönlünüzce olsun.

Anahtar Kelimeler
Yorum Yaz